Konkordato Başvurularındaki Artışın Nedenleri
Türkiye’de şirketlerin finansal sıkıntıları 2025 yılında tarihi boyutlara ulaştı. Geçen yıl 2024’e göre kesin mühlet kararı alan firmaların sayısı yüzde 106 artarak dikkate değer bir yükseliş gösterdi. Geçici mühlet kararı alan firma sayısı ise yüzde 63 oranında bir artışla dikkat çekti. Bu süreçte kapısına kilit vuran firma sayısı 247 olarak kaydedildi.
Konkordatotakip.com’un verilerine göre, konkordato ve iflas başvurularında 2025 yılı, hem başvuru adedi hem de coğrafi yayılım açısından rekor seviyelere ulaştı. 2023 yılı ile karşılaştırıldığında kesin mühlet kararlarındaki artış yüzde 383, geçici mühlette ise yüzde 442’ye ulaştı. İflas kararlarındaki artış ise yüzde 280 olarak belirlendi.
İllere Göre Dağılım
İllere göre konkordato başvurularında İstanbul, 1.417 dosya ile açık ara farkla lider konumda. Ankara 2. sırada, İzmir 3. sırada, Bursa 4. sırada, Antalya 5. sırada, Kocaeli ise 6. sırada yer aldı. Trakya bölgesi ise 251 dosya ile 7. sırada bulunuyor. Büyükşehirler, yüksek ticaret hacmi, kredi kullanımı ve ihracat yoğunluğu gibi faktörler nedeniyle riskin en fazla biriktiği merkezler haline geldi.
Düşük başvuru sayısına sahip iller arasında Bayburt ve Tunceli birer dosya ile, Ardahan ve Hakkari ise ikişer dosya ile dikkat çekti. Bu illerde düşük şirket sayısı ve sınırlı sanayi yapısının etkili olduğu görülüyor.
Sektörel Dağılım ve Etkilenme
Sektörel olarak bakıldığında, 2025 yılında en çok konkordato başvurusu yapan sektör tekstil oldu. Tekstil sektörü, artan enerji ve işçilik maliyetleri, daralan Avrupa pazarı ve döviz kurundaki baskı nedeniyle en kırılgan alan olarak öne çıktı. 2025’in en fazla konkordato başvurusu olan sektörler arasında ilk sırada 177 dosya ile tekstil ve hazır giyim, 134 dosya ile inşaat, 84 dosya ile metal ürün imalatı, 58 dosya ile sebze ve meyve toptancıları, 56 dosya ile gıda sektörü yer aldı.
Diğer yandan, en az konkordato görülen sektörler arasında tarım ve hayvancılığa dayalı küçük ölçekli işletmeler, yerel hizmet sektörleri ve kamuya bağımlı çalışan mikro işletmeler yer alıyor. Bu sektörlerin düşük borçlanma oranları ve sağlam nakit döngüleri, onları bu olumsuz gelişmelerden korudu.
Konkordato başvurularındaki bu artış, Türkiye’deki ekonomik dengenin ne denli hassas olduğunu gözler önüne seriyor. Şirketlerin karşılaştığı bu zorluklar, finansal istikrar açısından kritik bir dönemde olduğumuzu gösterirken, piyasalardaki dalgalanmaların da etkilerini derinlemesine anlamamız gerektiğini ortaya koyuyor.







